Baltık Denizi’ndeki Kehribar Çılgınlığı

Rusya’ya bağlı Yantarny-Kaliningrad’da dünyadaki kehribar rezervlerinin %90'ını oluşturan en büyük Güneş taşı (Sun Stone) yatağı bulunuyor ve burada yılda 500-700 ton civarı üretim yapılıyormuş.

Editör

Asude Ilgın Kelekçi


Gitsek Görsek Ekibi

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Facebook'ta Paylaşım Paylaşım 0
Okunma Okunma 1212

Annenizin elinde mutlaka kehribar taşlı bir yüzük görmüşsünüzdür ya da kehribardan yapılan tesbihleri duymuşsunuzdur. Öğrendik ki, bu kehribar çılgınlığının çıktığı yer Baltık Denizi imiş. Yeryüzündeki en büyük kehribar rezervleri burada bulunmakla beraber, 11.000 yıldır kullanılıyorlarmış. Baltık kıyısında, Rusya’ya bağlı Yantarny-Kaliningrad’da, dünyadaki kehribar rezervlerinin %90'ını oluşturan en büyük Güneş taşı (Sun Stone) yatağı bulunuyor ve burada yılda 500-700 ton civarı üretim yapılıyormuş. Kaliningrad’daki kehribar rezervlerinin büyüklüğü göz önüne alındığında daha 300 yıl üretime devam edebilecek durumda olduğu görülüyormuş.

Kehribar, milyonlarca yıl önce yaşamış, çok geniş alanlar kaplayan, yüksek ağaçlı, tropik ve yarı tropik ormanlardaki ağaçların salgıladığı reçinenin fosilleşmiş hali aslında. Çoğu zaman kozalaklı ağaçların reçinesinden oluşuyor olsa da tropik çiçekli ağaçların reçinesinden de oluşabiliyor. Bu reçine, onu salgılayan ağaçla birlikte veya tek başına lagün, delta veya denizlere taşınıyor. Burada sedimentlerle birlikte gömülüyor. Milyonlarca sene boyunca ortama taşınan, bazen yüzlerce metre kalınlık oluşturan çökel malzeme altında kalan reçine, basınç ve sıcaklık koşulları altında sertleşerek kehribara dönüşüyor. Ayrıca çoğunlukla süs eşyası yapımında kullanılsa da üstüne yapışan böcek, bitki vs. canlıların da fosilleşmesi sayesinde eski devirler hakkında bilgi alınmasına da yardımcı olan faydalı bir taşımız oluyor kendisi.

Yazımıza konu olan Baltık kehribarının doğal renkleri sarı, turuncu, kahverengi, kırmızı, siyahımsı yeşil, mavi ve en yaygın olarak da bal rengi. Günümüzden on milyonlarca yıl önce, bugünkü İskandinavya, Baltık Denizi'nin olduğu çok geniş alanlar ve bu denizin güneyinde bulunan ülkeler çok yoğun ve gelişmiş çam ormanlarıyla kaplıyken, yarı tropik iklimin görüldüğü bu ormanlarda yaygın bir cins olan kozalaklı ağaç "Pinus Succinifera", Baltık kehribarının oluşumunda başrolü oynamış. Başlangıçta yalnızca bu cins ağaçların salgıladığı reçinenin kehribara dönüştüğü düşünülmekteymiş ama sonradan anlaşılmış ki, diğer çam türlerinden ve çiçekli ağaç reçinelerinden de kehribar oluşabiliyor.

Baltık bölgesinde, iklimin değişimi ve sıcaklıkların gittikçe artması, çam ağaçlarının büyük miktarlarda reçine üretmesine yol açmış. Gövdelerinde oluşan küçük kırık ve çatlamalar bile yoğun reçine salgılanmasına sebep olmuş. Yukarıda anlattığım gibi bu reçineli topraklar deltalara ve denizlere taşınıp denizin dibine gömülmüşler ve bu sayede Baltık Denizi kehribar açısından zengin bir rezerv haline gelmiş.

Hâlâ özellikle sonbahar fırtınalarından sonra, bölge halkları plajlara “Kuzeyin Altınını” (Gold of The North) toplamaya koşuyorlar. Artık çakıl büyüklüğünde taneler yaygın olup büyük parçalara nadiren rastlanıyor. Bunun yanında Baltık ülkeleri için kehribar sektörü, binlerce insanın çalıştığı büyük bir sanayi kolu durumunda. Enteresan değil mi?

Ilgın Kelekçi


Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Facebook'ta Paylaşım Paylaşım 0
Okunma Okunma 1212

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Otostop

Ali İhsan Kaya12.05.2016
Bıyıklılar Ekibi24.02.2016

Editörün seçimi

Asude Ilgın Kelekçi09.05.2016

Manzaralı