Turistler Bilmez: The San Francisco Shipyard

Günümüzde topluma, sanatçılara, herkese açık “open space studio”lar, kültür merkezleri gibi birçok yapıyı içeren devasa bir projeye ev sahipliği yapan tersanenin tarihi de oldukça ilgi çekici.

Editör

Asude Ilgın Kelekçi


Gitsek Görsek Ekibi

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Facebook'ta Paylaşım Paylaşım 0
Okunma Okunma 76

Eski adı Hunters Point olan bu askeri tersane, zamanında Amerikan donanmasına ait bir alan. İnşasına 1860'lı yıllarda başlanmış olan tersane, San Francisco’nun güneydoğusunda yer alıyor.

1870’lere gelindiğinde burası ticari bir tersane olarak kullanılmaya başlanıyor ve aynı zamanda “drydock” adı verilen, gemilerin tamirlerinin de yapıldığı bir yer oluyor. Burası Pasifik kıyısının en çok iş yapan yerlerinden biri haline geliyor. Hatta dünyanın en ünlü markalarından olan Levi’s, Hunters Point’te dokuma yapmak için kullanmak üzere bir tesis satın alıyorlar.

Gelişmekte olan bölgeye 1880’li yıllarda bir opera bile kuruluyor. Yaklaşık bir 10 yıl sonra da Amerikan savaş gemisi USS San Francisco, Hunters Point’ten denize indiriliyor. Bu savaş gemisi I. Dünya Savaşı sırasında Amerika kıyılarını Almanlar’dan koruyor. 1900’lü yılların başlarında iyice gelişen tersaneye eklemeler yapılıyor ve tesis dünyanın en büyük gemilerini üretebilecek kapasiteye çıkıyor ve 1908’de Union Iron Works tarafından günümüz parasıyla 48 milyon dolara denk gelecek bir parayla satın alınıyor.

İlerleyen yıllarda tersane gelişmeye devam ediyor. 1920’lere gelindiğinde Hunters Point’in donanmanın kullanımına sunulması teklif ediliyor ancak şehir konseyi bunu kabul etmeyerek tersaneyi ticari amaçlarla kullanmaya devam etmeye karar veriyor. Ancak 1930’lu yılların sonuna doğru II. Dünya Savaşı yaklaşınca, ABD donanmasının buraya gelmesi uygun bulunuyor ve Bayview Hunters Point’te burada yaşayacak donanma üyeleri ve aileleri için 12.000 adet evin inşasına başlanıyor.

Gerçekten de Hunters Point Shipyard, II. Dünya Savaşı’nda ciddi miktarda gemi üretimi yaparak savaşın gidişatını etkileyen yerlerden biri oluyor. Bu sırada tersanede çalışacak insana da ihtiyaç duyulduğundan, bir nüfus patlaması yaşanıyor, hatta şehrin bu kısmı Afrika’dan dahi göçler alarak kalabalıklaşıyor ve burada da yeni bir komünite ortaya çıkmış oluyor. 1947’deyse bugün halen orada bulunan ikonik vinç inşa ediliyor.

Ancak bu görkemli tarihine rağmen 1970’li yıllarda Shipyard özel bir gemi tamiri şirketi tarafından satın alınıyor. Ayrıca buradaki devasa depolar da sanatçılar tarafından kiralanmaya ve stüdyo olarak kullanılmaya başlıyorlar. Yıl 80’lere geldiğinde burada bir akım başlıyor ve sanatçılar burada The Point adında bir koloni oluşturuyorlar. Eclectic Cookery isimli bir proje sayesinde paylaşımlı mutfaklar, yeni restoranlar için fırsat yaratmaya başlıyor. Ama şans bu ya, donanma Hunters Point’e geri dönmeye karar veriyolar. Neyse ki bu çok uzun sürmüyor ve 1985 yılında burası için yepyeni bir proje çiziliyor.

Şimdi bu alanda, bizim çok da yabancı olmadığımız “kentsel dönüşüm”e benzer bir şekilde -TOKİ konutları kadar güzel değiller tabii- hem yeni konutlar, hem de The Point kültürünü yaşatmak adına topluma, sanatçılara, herkese açık “open space studio”lar, kültür merkezleri gibi birçok yapıyı içeren devasa bir proje yükseliyor. İkonik vinç de projenin sembolü olarak eski yerinde korunuyor.

Konutların bazıları bitmiş durumda ancak proje daha uzun yıllar devam edecek ve büyük bir alana yayılacak. Her ne kadar Bayview’da yaşayan eski sakinler Silikon Vadisi’nin patlamasıyla buraya taşınan “beyaz zengin”lerden haz etmiyor gibi dursalar da, bu proje sayesinde San Francisco’nun emlak sorununa biraz olsun çözüm bulunacakmış gibi duruyor. Daha fazla bilgi için tık tık.

Asude Ilgın Kelekçi

Görsel Kaynak: The SF Shipyard


Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Facebook'ta Paylaşım Paylaşım 0
Okunma Okunma 76

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bu habere henüz site içi yorum yazılmamış.

Editörün seçimi

Asude Ilgın Kelekçi09.05.2016

Manzaralı